13 Temmuz 2007 Cuma

Dünden Bu Güne Kıbrıs Sorunu

Kibris 1571 yilinda Venedikliler’den alinarak Osmanli Imparatorlugu topraklarina katildi. Kibris’in fethinden sonra burada kalan 20.000 civarindaki Türk askerinin yanisira, 10.000 civarinda sivil Türk de Anadolu’dan Ada’ya gönderildi. Kibris’i ele geciren Türkler, burada „millet sistemi"’ni uygulamaya koyarak, katoliklerin 1275 yilinda kapatmis oldugu Rum Ortodoks Kilisesi’ni yeniden actirdilar ve Baspiskopos’u Rum „milleti" nin dini ve siyasi temsilcisi olarak tanidilar. 1660 yilinda Baspiskopos’a, Ada’yi yöneten Osmanli pasasini atlayarak, Rum „milleti" nin sikayetlerini dogrudan dogruya padisaha iletme hakki tanindi.
Yunanistan’in 1830 yilinda Osmanli Imparatorlugu’ndan resmen ayrilmasiyla sonuclanan 1821 Mora isyaniyla birlikte, „Megali Idea" fikrinin gerceklestirilmesi yolunda ilk adim atildi. „Megali Idea" kelime anlamiyla „Büyük Ideal" demektir. Bu fikre göre, Yunanistan’in bagimsizligini kazanmasiyla birlikte elde edilen topraklar, gecmiste sahip oldugunun cok kücük bir kismidir. Yunanlilar, Istanbul baskent olmak üzere, üc kita ve bes denizde egemenliklerini yeniden kuracaklardir. „Megali Idea" fikrinin bir parcasi olarak ta „Enosis" fikri gelistirildi. Bu fikre göre, Kibris büyük Yunanistan’in bir parcasini olusturmaktadir ve bu nedenle „Anavatan" Yunanistan’a katilmalidir. Enosis’in gerceklestirilmesi icin ilk girisim 1821 yilinda gerceklestirildi. Kibris Rum Ortodoks Kilisesi, Ada’ya yeniden dönüsünü borclu oldugu Osmanli Yönetimi’ne karsi bir ayaklanma baslatti. Bunun üzerine Baspiskopos ve isyanin diger elebasilari yakalanarak idam edildiler.
Osmanli Imparatorlugu 1877/78 Osmanli-Rus savasindan yenik cikti. Bunun üzerine yapilan bir anlasmayla Kibris gecici bir süre icin Ingiltere’ye kiralandi (4 Haziran 1878). Anlasmaya göre, Ruslar’in eline gecen Kars, Ardahan ve Batum vilayetleri geri alindiginda, Ingilizler Ada’yi Osmanli Imparatorlugu’na iade edeceklerdi
[1]. Kibris’in Ingiltere’ye kiralanmasi Rumlar tarafindan memnuniyetle karsilandi. Temmuz 1878’de Ada’ya gelen Ingiliz heyetini karsilayan Kition Piskoposu bu memnuniyetini dile getirdi ve Ingiltere’nin Kibris’in Yunanistan’la birlesmesine yardimci olacagini umdugunu söyledi [2]. Hukuken Osmanli Imparatorlugu’nun bir parcasi olarak kalan Kibris, 1914 yilinda, Osmanli Imparatorlugu’nun Almanya’nin müttefiki olarak savasa girmesiyle birlikte, Ingiltere tarafindan ilhak edildi. Osmanli Imparatorlugu’nun yerini alan Türkiye Cumhuriyeti, 1923 Lozan Anlasmasi’yla, Kibris üzerindeki haklarindan vazgectigini ilan etti. Ingiltere, Kibris’i 1925 yilinda Ingiliz Kraliyet Kolonisi olarak ilan etti.
Ada’nin Ingiliz Kraliyet Kolonisi olarak ilan edilmesinden sonra da, Rumlar’in Enosis’in gerceklestirilmesine yönelik eylemleri devam etti. Rumlar 1931 yilinda büyük bir ayaklanma baslattilar. Bu ayaklanma, Ingiliz yönetiminin aldigi sert önlemlerle bastirildi. 1878 yilinda olusturulmus bulunan ve Kibris’li Türkler’le Rumlar’dan meydana gelen Temsilciler Meclisi (legislative) dagitildi. Olaganüstü hal ilan edildi, basina sansür kondu ve iclerinde 18 yasindaki Makarios’un da bulundugu 10 kisilik Rum elebasilar cetesi Ada’dan kovuldu. Alinan önlemler, Ikinci Dünya Savasi ve bunu takiben Yunanistan’da baslayan ic savas sonucunda, Ada’da 1948 yilina kadar sakin bir dönem yasandi.
1948 yili, Ingiltere icin Ortadogu’da dengelerin degistigi bir yil oldu. Ikinci Dünya Savasi’ndan sonra bir cok sömürgeyi elinden cikarmak zorunda kalan Ingiltere, 1948 yilinda Filistin üzerindeki manda yönetimine de son vermek zorunda kaldi. Ayni yil Filistin’de Israil devleti kuruldu. Ingiltere Filistin’deki askerlerini Kibris’a cekti ve burada ilk askeri üssün insasina basladi. Ingiltere, kendisi icin daha da önemli hale gelen Kibris’ta yeni bir idari düzenlemeye giristi. Amac, 1931 ayaklanmasi sonucu askiya alinan sinirli otonomi haklarinin cagin gereklerine göre yeniden düzenlenmesi, Ada’da yasayan Türk ve Rumlar’in yönetime kismi olarak katilmalarinin saglanmasi icin gerekli idari reformlarin gerceklestirilmesiydi. Amaclari yalnizca Enosis olan Rumlar, Ingiltere’nin bu planlarina siddetle karsi ciktilar. Makarios
[3], 1949 yilinin Aralik ayinda, Kibris’ta bir halkoylamasina gidilmesi icin validen izin istedi. Bu istek reddedildi. Buna ragmen Makarios’un öncülügünde, 1950 yilinin Ocak ayinda, yalnizca Rumlar’in katildigi bir halkoylamasi yapildi. Oylar kiliselerde kullanildi. Rumlar’in % 97’si Enosis icin oy verdiler [4]. Ada’nin Ingiliz valisi, bu oylamanin resmi bir nitelik tasimadigini, Kilise’nin bir ic meselesi oldugunu ilan etti. Öncülük ettigi halkoylamasiyla yildizi parlayan Makarios, oylamadan kisa bir süre sonra (Ekim 1950), Baspiskoposluk icin cok erken sayilan bir yasta (36), Kibris Rum Ortodoks Kilisesi’ne Baspiskopos secildi.
Makarios 1953 yilinin Nisan ayinda, Ocak 1950 referandum sonucunun taninmasi icin Ingiliz valiye basvurdu. Bu istek reddedildi. Makarios bunun üzerine ayni istekle Birlesmis Milletler’e (BM) basvurdu; ancak, bu istek de kabul edilmedi. Makarios bu girisimden sonra, Kibris meselesinin BM gümdemine alinmasi icin calismalara basladi. Kendisinin resmi bir niteligi olmadigindan, bu istegin ancak BM üyesi olan Yunanistan tarafindan BM gündemine aldirilmasi mümkün olabilirdi. Makarios, Yunan hükümetine isteklerini iletti ve Yunanistan, 1954 yilinin Agustos ayinda, Kibris konusunu görüsmek üzere gündemine almasi icin BM’ye basvurdu.
Yunanistan’in Enosis’in gerceklestirilmesi icin uluslararasi platformda aktif rol üstlenmeye baslamasiyla birlikte, o güne kadar Kibris konusunda sessiz kalmis olan Türk hükümeti bu sessizligini bozdu. Basbakan Adnan Menderes, 24 Agustos 1955’te bir aciklama yaparak Kibris’in Anadolu’nun bir devamindan ibaret oldugunu, bugünkü durumda bir degisiklik olursa, Kibris’in Türkiye’ye verilmesi gerektigini söyledi
[5]. Türkiye’nin, 1923 Lozan Anlasmasi’yla Kibris’taki haklarindan Ada’nin Ingiliz himayesinde kalmasi sartiyla vazgectigi, Ada’da Ingiliz egemenliginin son bulmasi halinde, 1878 anlasmasi geregince Kibris’in Türkiye’ye geri verilmesi gerekecegi tezi ileri sürüldü. Adnan Menderes, 1956 yilinda BM konferansinda Türkiye’yi temsil eden Nihat Erim’e su notu iletti: „1- Ingilizler Kibris’ta kalsin, 2- onlar cikacaksa Ada bize verilsin, 3-Bu olmazsa Ada taksim edilsin, 4- Kendi kendini yönetim-özerklik, 5- hic arzu etmedigimiz sekil Ada’nin Yunanistan’a verilmesidir." [6]
Ingiltere, Agustos 1954’te, Süveys Kanali üzerindeki kontrolünü de kaybetti. Bunun üzerine, Misir’da bulunan Ingiliz Ortadogu Komutanlik Merkezi Kibris’a tasindi. Kibris, Ingiltere’nin bölgede elinde kalan son kalesi olarak Ingiltere icin daha da önemli bir hale geldi. Bu sartlar altinda BM gündemine alinan Kibris konusu, Aralik 1954’te, simdilik gereksiz kaydiyla geri cevrildi.
1948-1955 yillari arasinda Kibris’in Yunanistan’a baglanmasini tek tarafli halkoylamasi ve BM’yi devreye sokarak gerceklestiremeyen Rumlar, yöntem degistirerek, bu amaclarini silahli mücadele yoluyla gerceklestirmeyi kararlastirdilar. Kibris’li Rumlar, Yunanistan’la yaptiklari ortak bir calisma sonucu, Nisan 1955’te EOKA (Ethnike Organisis Kypriotike Apele Utheroseos - Kibris Milli Kurtulus Örgütü) adli tedhis örgütünü kurdular
[7]. Bu örgüt, Ada’daki Ingiliz yönetimine ve Türkler’e karsi terör eylemlerine basladi. Yogunlasan EOKA terörü sonucu Ingiliz yönetimi, Kibris’ta olaganüstü hal ilan etmek (Kasim 1955) ve EOKA’nin siyasi lideri oldugu anlasilan Baspiskopos Makarios’u Seysel Adalari’na sürgün etmek (Mart 1956) zorunda kaldi.
Ada’da durumun gerginlesmesi üzerine, Ingiltere Disisleri Bakani Haziran 1955’te Türkiye ve Yunanistan hükümet temsilcilerini Londra’ya davet etti. Agustos 1955’te gerceklestirilen toplanti bir sonuc alinamadan dagildi. Bunun üzerine Rum-Yunan tarafi Kibris ve Yunanistan’da protesto eylemlerine giristi. Eylül 1955’te Selanik’te Türk konsolosluk binasi bombalandi. Bu binanin bitisiginde bulunan Atatürk’ün dogdugu ev hasar gördü. Bu olayin Türkiye’de duyulmasinin hemen ardindan, Istanbul, Ankara ve Izmir’de Rumlar’a karsi hareketler basgösterdi.
BM Subat 1957’de Kibris konusunu görüsmek üzere toplandi ve sorunun barisci ve demokratik bir cözümünü isteyen bir karar yayinladi. Subat 1958’de EOKA Türkler’e ve Ingiliz yönetimine karsi topyekün savas ilan etti. Özellikle güney Kibris’ta (Limasol, Baf) Türkler’e karsi yogun saldirilar baslatildi. 1957-58 yillarindaki EOKA saldirilarinda 100 Türk öldürüldü ve binlerce Türk yaralandi. 33 köyde Türklere ait evler yakildi ve buralarda yasayan Türkler zorla göc ettirildiler. Kibris’li Türkler, giderek yogunlasan EOKA saldirilarina karsi kendilerini savunmak amaciyla, Türkiye’den gönderilen uzman subaylarin öncülügünde, Türk Mukavemet Teskilati’ni (TMT) kurdular (Temmuz/Agustos 1958)
[8].
Ocak 1959’da Paris’te yapilan bir NATO toplantisinda bir araya gelen Türk ve Yunan disisleri bakanlari Averoff ve Zorlu, Kibris konusunu görüstüler. Rum tarafi Enosis, Türk tarafi da Taksim amaclarindan feragat etme ve bagimsiz bir Kibris Cumhuriyeti’nin kurulmasi üzerinde anlastilar. 6-11 Subat 1959’da Zürih’te sürdürülen müzakereler sonunda, kurulacak Kibris Cumhuriyeti ile ilgili üc anlasma (Kibris Cumhuriyeti’nin Temel Yapisi, Garantörlük Anlasmasi ve Ittifak Anlasmasi), Türk ve Yunan basbakanlari Menderes ve Karamanlis tarafindan imzalandi. Bu anlasmalar, 19 Subat 1959 tarihinde, Ingiltere, Türkiye ve Yunanistan’in yanisira Kibris’in Türk ve Rum temsilcileri tarafindan da aynen kabul edildiler. Kibris Cumhuriyeti’nin Temel Yapisi Anlasmasi su düzenlemeleri öngörüyordu: baskan Rum, yardimcisi Türk olacaktir; resmi diller Türkce ve Rumca’dir; Meclis %70 Rum, % 30 Türk temsilcilerden meydana gelecektir; savunma, güvenlik ve disisleriyle ilgili konularda baskan ve yardimcisi ayri ayri veto yetkisine sahiptirler; kamu calisanlarinin %70’i Rumlar’dan, %30’u Türkler’den olusacaktir; Kibris’in bes büyük sehrinde ve cogunlukta olduklari yerlerde Türkler ayri yerel yönetimlerini kurabileceklerdir; 2.000 kisilik Kibris Ordusu’nun %60’i Rumlar’dan, %40’i Türkler’den olusacaktir. Garantörlük Anlasmasina göre, Kibris Cumhuriyeti bagimsiz bir devlettir; bir baska devletle sinirli da olsa siyasi ya da ekonomik birlige giremez. Bu ilkenin ihlal edilmesi durumunda Türkiye, Yunanistan ve Ingiltere müdahale hakkina sahiptirler. Türkiye ile Yunanistan arasinda imzalanan Ittifak Anlasmasi’na göre de taraflar savunmalari icin isbirligi yapacaklar ve Kibris’ta 650 kisilik bir Türk birligi ile 950 kisilik bir Yunan birligi bulundurulacaktir
[9]. Böylece, Türk ve Rum toplumlarinin ortak egemenligi altindaki iki toplumlu Kibris Cumhuriyeti’nin temelleri atilmis oldu.
Yukarida adi gecen anlasmalarin imzalanmasindan sonra, Kibris’ta 1955 yilinda uygulamaya konulan olaganüstü hal kaldirildi ve Makarios’un Ada’ya geri dönmesine izin verildi. Aralik ayinda yapilan baskanlik secimlerinde Rum toplumunun temsilcisi olarak Makarios baskan, Türk toplumunun temsilcisi olarak ta Fazil Kücük
[10] baskan yardimcisi secildiler. Zürich’te imzalanan „Kibris Cumhuriyeti’nin Temel Yapisi" anlasmasi temel alinarak hazirlanan Kibris Anayasasi Nisan 1960’ta yürürlüge girdi. Agustos ayinda parlamento secimleri yapilarak Rum toplumunun 35, Türk toplumunun 15 temsilcisi parlamentoya girdiler. Kibris Parlamentosu, 16 Agustos 1960 tarihinde, bagimsiz Kibris Cumhuriyeti’ni ilan etti. Kibris Cumhuriyeti ayni yilin Eylül ayinda BM’ye üye oldu.
Kurulan bagimsiz Kibris Cumhuriyeti’ni Enosis’e giden yolda bir ara asama olarak gören Rumlar
[11], Kibris Türkleri’nin sahip olduklari anayasal haklari ellerinden alma girisiminde bulunmak icin fazla beklemediler. Makarios, ilk is olarak, bes büyük sehirde Türkler’e ait ayri yerel yönetimlere gerek olmadigini ileri sürerek, Türkler’in sahip oldugu bu anayasal hakki ellerinden almak istedi. Bu öneri Türk tarafinca reddedilmesine karsin, Makarios Mart 1963’te bunu tek tarafli olarak uygulamaya koydu. Kibris Yüksek Anayasa Mahkemesi tarafsiz baskani Prof. Dr. Ernst Forsthoff bu uygulamanin anayasaya aykiri oldugunu ilan etti [12]. Makarios, daha da ileri giderek, Anayasa’nin Türklere tanidigi haklari gaspetmek amaciyla, 13 maddelik anayasa degisikligi önerisini Fazil Kücük’e sundu (Kasim 1963). Ayni öneri paketi Ankara, Atina ve Londra’ya da iletildi. Öneriye siddetle karsi cikan Türkiye, Makarios’a bir nota gönderdi. Makarios bu notayi geri cevirdi.
Anayasa degisikligi önerisini kabul ettiremeyen Rumlar, Türkleri silah zoruyla yönetimden uzaklastirmak ve Ada’dan sürmek amaciyla ayni yil hazirlamis olduklari Akritas Plani’ni
[13] uygulamaya koydular. Rumlar 21 Aralik gecesi Türkler’e karsi silahli saldirilari baslattilar. 30 Aralik’ta Lefkosa’nin „yesil hat"la Türkler ve Rumlar arasinda ikiye ayrilmasiyla son bulan saldirilarda 1.000 Türk öldürüldü. 103 Türk köyünü tamamen tahrip eden Rumlar, 30.000’in üzerindeki Türk’ü buralardan cikardilar. Nüfusun yaklasik %20’sini teskil eden ve Ada’daki tarima elverisli topraklarin %20’sinden fazlasina sahip olan Türkler [14], bu olaylardan sonra Ada’nin %3’lük bir bölümünde yasamaya mecbur edildiler. Fazil Kücük olaylarin hemen ardindan, Anayasa’nin uygulanmadigini, bu nedenle Ada’nin taksiminin gündeme gelebilecegini belirtti. Bunun karsisinda Makarios, üc yil önce altina imza attigi garantörlük ve ittifak anlasmalarini tanimadigini, bu anlasmalarin „Kibris halki"na zorla kabul ettirilmis oldugunu ilan etti. Böylece 1963 yilinin bitimiyle birlikte, bagimsiz Kibris Cumhuriyeti de tarihe karismis oldu. Ancak, bu ve bundan sonra meydana gelen ve Türkler’in Ada yönetiminden tamamen uzaklastirilmalariyla sonuclanan gelismeler diger devletler tarafindan gözardi edilecek, Anayasa’yi silah zoruyla ortadan kaldiran Rum yönetimi bu devletler tarafindan -sanki 1960 anayasasi hala yürürlükteymis gibi- „Kibris Cumhuriyeti"’nin temsilcisi olarak taninmaya -günümüze kadar- devam edilecektir.
1963 Araliginda gerceklestirilen Rum saldirilarindan sonra Makarios ve Kücük garantör devletlerin önerisine uyarak, Ocak 1964’te Londra’da bir araya geldiler. Bu görüsme bir sonuc alinamadan bitti. Bunun üzerine Türkiye’nin garantörlük hakkini kullanarak müdahale edebileceginden korkan Makarios, BM’den Ada’yi korumasini istedi. BM Güvenlik Konseyi Kibris’a bir baris gücü gönderilmesini kararlastirdi
[15]. Bu arada, Türkiye Büyük Millet Meclisi de „gerekli olmasi halinde" Türk Ordusu’nun Ada’ya müdahale etmesini kararlastirdi. Nisan ayinda Kibris Parlamentosu’ndaki Türk temsilciler zorla uzaklastirildilar. Bu arada EOKA’nin sefi Grivas, Ada’ya gizlice sokulan Yunan askerlerinden meydana gelen 24.000 kisilik „Kibris Ordusu’nun" komutani olarak atandi (Anayasaya göre Kibris Ordusu 2.000 kisi olacak ve bunun %40’i Türkler’den meydana gelecekti). Ismet Inönü, uzun süren bir beklemeden sonra, nihayet Türk Ordusu’nun Kibris’a müdahale etmesini kararlastirdi (5 Haziran); ancak, ABD Baskani Johnson’un Inönü’yü bir mektup araciligiyla uyarmasindan sonra bu karardan vazgecildi. Agustos ayinda Rumlar’in Erenköy bölgesinde Türkler’e saldirmalari üzerine, Türk jetleri bölgedeki Rum mevzilerini bombaladilar. Bu olaydan sonra Inönü, Yunanistan’a bir cagrida bulunarak, iki ülke arasindaki görüsmelerin yeniden baslatilmasini istedi. Ekim 1965’e kadar süren görüsmelerden bir sonuc cikmadi.
Nisan 1967’de Yunanistan’da gerceklestirilen askeri darbeden sonra, Rum saldirilari yeniden hiz kazandi. Saldirilar Haziran ayindan Aralik ayina kadar sürdü. Bu kez Türkiye’de iktidarda bulunan Demirel hükümeti 17 Kasim’da Kibris’a askeri müdahale karari aldi; ancak, yine ABD Baskani Johnson’un mektuplu uyarisi sonunda bu karardan vazgecildi. Bu gelismeler üzerine Kibris’li Türkler „Kibris Gecici Türk Yönetimi"’ni olusturdular. Baskanliga Fazil Kücük, baskan yardimciligina da Cemaat Meclisi Baskani Rauf Denktas secildiler (27 Aralik 1967)
[16]. 13 Nisan 1968’de Kibris’a dönmesine izin verilen Rauf Denktas [17] ile Klerides arasinda Temmuz 1968’de baslatilan ve Ocak 1973’e kadar muhtelif araliklarla sürdürülen toplumlararasi görüsmelerden bir sonuc alinamadi. Bu arada, 1967 olaylarindan sonra görevden alinan ve Yunan askerleriyle birlikte Yunanistan’a dönmek zorunda kalan Grivas, Eylül 1971’de gizlice Ada’ya dönerek EOKA-B örgütünü kurdu ve Türkler’e yönelik saldirilarini, öldügü 27 Ocak 1974 tarihine kadar sürdürdü.
Yunanistan’daki askeri cunta tarafindan desteklenen EOKA militani Nikos Sampson, 15 Temmuz 1974’te Makrios’u bir darbeyle görevden uzaklastirarak, Kibris’in Yunanistan’la birlestirilmesi icin yeni bir girisim baslatti
[18]. Bunun üzerine Bülent Ecevit hükümeti askeri müdahale karari aldi. Karar, ABD’nin tüm engelleme girisimlerine karsin [19] uygulamaya konarak, 20 Temmuz’dan itibaren Türk askeri Kibris’a cikmaya basladi. 22 Temmuz’da uygulanmaya baslananan ateskese kadar Türk Ordusu Ada’nin %8’lik bir bölümünü denetimi altina aldi. 23 Temmuz’da Sampson geri cekildi ve yerine Klerides gecti. Bundan bir gün sonra da Yunanistan’daki askeri cunta devrilerek Karamanlis basbakan oldu. 25 Temmuz-14 Agustos tarihleri arasinda toplanan ve Türkiye, Yunanistan ve Ingiltere disisleri bakanlarinin katildiklari konferanstan bir sonuc cikmamasi üzerine, Türk ordusu 14 Agustos’ta baslattigi ve 16 Agustos’ta bitirdigi ikinci bir harekatla, Ada’da Lefke-Lefkosa-Magosa hattinin kuzeyindeki bölümü kontrolü altina aldi (Ada’nin yaklasik %40’lik bölümü). Ekim ayinda Rum kesimi ile yapilan bir anlasma sonucu, Ada’nin güneyindeki Türkler’in kuzeye, kuzeydeki Rumlar’in da güneye yer degistirmeleri saglandi. Aralik ayinda da Denktas ile Klerides arasinda toplumlararasi görüsmeler yeniden baslatildi. Görüsmelerden bir sonuc alinamamasi üzerine, Türkler 13 Subat 1975 tarihinde Kibris Türk Federe Devleti’nin kurulusunu ilan ettiler. Bundan sonra süren toplumlararasi görüsmelerde de, Rum tarafinin Türkler’in esitligine dayali bir cözümü kabul etmemesi üzerine, 15 Kasim 1983 tarihinde Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilan edildi.
KKTC’nin ilanindan sonra, 1985 yilinda tekrar baslayan ve muhtelif araliklarla 1994 yilina kadar süren toplumlararasi görüsmelerden bir sonuc alinamadi. Enosis’i zor kullanarak gerceklestiremeyecegini anlayan Rum Kesimi, bu hedefine Avrupa Toplulugu ülkelerinin destegini alarak ulasmak amaciyla, 1990 yilinda Avrupa Birligi’ne (AB) tam üyelik basvurusunda bulundu. 1959 yilinda imzalanan anlasmalara aykiri olan bu basvuru, 1963 yilindan bu yana varolmayan bir „Kibris Cumhuriyeti" adina, Türkler yok sayilarak yapildi. Rumlar’in hedefi, Yunanistan’in üye olup, Türkiye’nin olmadigi bir AB’ye Kibris’i tam üye yaparak, Enosis’i dolayli yoldan gerceklestirmektir. 1996 yilinin sonuna kadar Rumlar’in bu planina destek veren AB de, Türkiye’nin ve KKTC’nin kararli tutumlari karsisinda cark etmek zorunda kaldi ve Kibris’in AB üyeliginin ancak cözümden sonra mümkün olabilecegini acikladi (Ocak 1997).
DIPNOTLAR
[1] Kibris’in Ingiliz yönetimine girmesi bir cok Almanca kaynakta ve hatta bazi Türkce ve Ingilizce kaynaklarda da Berlin Kongresi’nin bir sonucuymus gibi gösterilmektedir. Kibris, Berlin Kongresi’nin (13 Haziran-13 Temmuz 1878) toplanmasindan dokuz gün önce, Osmanli Imparatorlugu ile Ingiltere arasinda imzalanan ikili anlasmayla, gecici bir süre icin Ingiltere’ye kiralandi. Kibris, Berlin Kongresi’nde hic bir sekilde görüsme ya da pazarlik konusu yapilmadi. Kibris’in Ingiltere’ye kiralanmasina dair anlasma ve buna yapilan 1 Temmuz 1878 tarihli ek anlasma metinleri (fransizca) icin bkz.: Dishler, Ludgig: Die Zypernfrage, Frankfurt am Main/Berlin 1960, S. 61f. Berlin Kongresi tutanaklari ve anlasma metni icin bkz.: Geiss, Immanuel: Der Berliner Kongreß 1878. Protokolle und Materialien, Boppard am Rhein 1979.

[2] Kition piskoposu Sophronios törenle karsiladigi Ingiliz heyetine sunlari söyledi: „Ge accept the change of government inasmuch as ge trust that Great Britain gill help Cyprus, as it did the Ionian Islands, to be united gith mother Greece, gith ghich it is naturally connected". Bkz.: Dishler, Die Zypernfrage, S. 11.

[3] 1931 yilinda Ada’dan kovulan III. Makarios (asil adi: Myriarthes Michael Christodoulos Mouskos) Yunanistan’da lise ve üniversite (teoloji) ögrenimini tamamladi (1943). Savas sirasinda Kibris’a dönerek Lefkosa’da hukuk ögrenimi gördü. 1946 yilinda Dünya Kiliseler Birligi’nin burslusu olarak ABD’ye gitti ve 1948 yilinda Kition Piskoposu olarak Kibris’a döndü. (Munzinger-Archiv/Internat.Biograph.Archiv, 45/77, P.6810).

[4] Enosis icin ilk imza kampanyasini komünist AKEL partisi 1949 yili icinde baslatmis, AKEL üyeleri bu yilin Aralik ayinda ev ev gezerek „Enosis Istiyorum" adli dilekcelere imza toplamislardi. Iste bu olaydan sonra, Enosis girisiminde öncülügü komunistlere kaptirmak istemeyen Makarios, halkoylamasi icin valiye basvurdu.

[5] Bu tarihe kadar Türkiye’nin resmi Kibris politikasi, Kibris davasi diye bir davanin olmadigi seklindeydi. 23 Ocak 1950’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapilan Kibris konulu olaganüstü toplantida, dönemin CHP’li Disisleri Bakani Sadak „Türkiye’nin Kibris davasi diye bir davasi yoktur" demisti. 14 Mayis 1950 secimiyle iktidara gelen Demokrat Parti’nin hükümet programinda Kibris’tan söz edilmiyordu. Demokrat Parti’nin ilk Disisleri Bakani Prof. Fuat Köprülü de konuyla ilgili bir soruyu cevaplandiriken: „Kibris, yabanci, dost ve müttefik bir devletin idaresindedir. Kibris davasi diye bir dava yoktur" dedi. (Manizade, Dervis: Kibris. Dün, bugün, yarin, Istanbul 1975, S.244).

[6] Gürbey, Gülistan: Zypern. Genese eines Konfliktes, Pfaffengeiler 1988, S. 70.

[7] EOKA’nin kurulusu icin ilk gizli görüsmeler 2 temmuz 1952’de Atina’da Makarios’un öncülügünde yapildi. 7 Mart 1953’de bir „Ihtilal Konseyi" kuruldu. EOKA’nin askeri lideri Yunan Ordusu generallerinden Georgias Grivas (Mayis 1898 dogumlu Grivas, 1920-1922 yillari arasinda Anadolu’yu isgal eden Yunan Ordusu’nda subay olarak görev yapmisti), Kasim 1954’te gizlice Kibris’a cikti. EOKA ilk bombali eylemini 1 Nisan 1954’te gerceklestirdi. Bu nedenle, EOKA’nin adini ilk kez duyurdugu bu tarih, örgütün kurulus tarihi olarak kabul edilir.

[8] TMT kurulmadan önce, Kibrisli Türkler cesitli mukavemet gruplari (Kara Cete, 9 Eylül, Volkan, Rauf Denktas tarafindan kurulan TMT v.d.) kurmuslardi. Ancak bu gruplar daginik olduklarindan EOKA saldirilari karsisinda etkili olamadilar. Bunun üzerine Türk Disisleri Bakani Fatin Rüstü Zorlu’nun önerisiyle Kibris’ta etkili bir mukavemet teskilatinin olusturulmasi kararlastirildi. Özel Harp Dairesi Baskani Tümg. Danis Karabelen, Alb. Eyüp Mater ve Bnb. Ismail Tansu tarafindan secilen 7 subay ve 14 terhis olmus yedek subay, sivil görevliler olarak Kibris’a gönderildiler. Grubun basinda Yarbay Riza Vuruskan bulunmaktaydi. Kibris’taki daginik gruplar, Riza Vuruskan’in komutasi altinda toplanarak etkili bir teskilat kuruldu. TMT’nin kurulusuyla ilgili olarak bkz.: Manizade, Dervis: 65 Yil Boyunca Kibris Icin Belge ve Resimlerle Yazdiklarim Söylediklerim, Istanbul 1993, S. 571-582; Ercan, Özcan: „Istirdat" Harekati, Milliyet Gazetesi, 10-14 Haziran 1995.

[9] Zürich-Londra Anlasmalari’nin tam metinleri (Fransizca ve Ingilizce) icin bkz.: Dischler, Die Zypernfrage, S. 147-156.

[10] Dr. Fazil Kücük, 1931 yilinda Kibris’ta her türlü siyasi faaliyeti yasaklayan Ingiliz Yönetimi’nin Ekim 1941’de belediye secimlerinin yapilmasina ve siyasi partilerin kurulmasina izin vermesinden sonra, Nisan 1944’te, Kibris Milli Halk Partisi’ni (KMHP) kurdu. Agustos 1955’teki Londra Kibris Konferansi’nda Kibris Türkleri’ni temsilen gözlemci olarak bulundu. 1959 Zürich-Londra görüsmelerinde Rauf Denktas ve Osman Örek’ten kurulu heyete baskanlik etti ve anlasmalari Kibris Türkleri adina imzaladi.
[11] Bagimsiz Kibris Cumhuriyeti'nin ilan edildigi gün olan 16 Austos 1960 tarihinde, Kibris Rum basininda yer alan Makarios'un su sözleri, kurulan Kibris Cumhuriyeti'nin Rumlar icin ne anlama geldigini göstermesi bakimindan önemlidir: „Independence gas not the aim of the EOKA struggle. Foreign factors have prevented the achivement of the national goal, but this should not be a cause of sorrog. Neg bastions have concuered and from this the Greek Cypriots gill march on to complete the final victory (ENOSIS)".
[12] Kibris Cumhuriyeti Anayasasi'nin 153. Maddesine göre, tarafsiz bir hakimin baskanligindaki bir Türk ve bir Rum hakimden olusan bir Yüksek Anayasa Mahkemesi kuruldu. Bu mahkemenin tarafsiz baskanligina Heidelberg Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ernst Forsthoff, yardimciligina da Dr. Christian Heinze getirildiler. Forsthoff, Aralik 1963 Rum saldirilarindan sonra verdigi bir demecte sunlari söyledi: „All this happened because Makarios ganted to remove all constitutional rights from the Turkish Cypriots. From the moment Makarios started openly to deprive the Turkish Cypriots of their rights, the present events gere inevitable." (30.12.1963, U.P.I).
[13] Akritas Plani ile ilgili olarak bkz.: Denktas, Rauf R.: The Cyprus Triangle, Neg York 1988, S.231-243.
[14] 1960 nüfus sayimina göre Kibris'ta Türk nüfusu 104.942 idi. (KKTC Istatistik Yilligi 1994, S.11).
[15] BM Güvenlik Konseyi, Kibris'a bir baris gücü gönderilmesiyle ilgili bu kararinda, „Kibris Hükümeti"'nden de siddet ve kan dökülmesini önleyecek önlemleri almasini istedi. Bu „Kibris Hükümeti" ifadesi Güvenlik Konseyi'nin bundan sonraki kararlarinda da tekrarlanarak, Kibris'ta saldirilari baslatan ve hükümete el koyan Rumlar'dan meydana gelen yasadisi Rum yönetimi, yasal Kibris hükümetiymis gibi taninmaya devam edildi ve Türk tarafi yalnizliga itildi.
[16] 1964 yili Ocak ayinda Türkler, Genel Komite adli bir organ olusturmuslardi. Bu Komite 28 Aralik 1967 tarihine kadar Türkler adina yasama ve yürütme görevlerini yerine getirdi. Gecici Türk Yönetimi adiyla kurulan yeni organin basindaki gecici kelimesi bir süre sonra düsürülerek adi Kibris Türk Yönetimi'ne dönüstürüldü. Bu yönetim sekli, Kibris Otonom Türk Yönetimi'nin ilan edilmesine kadar sürdü.
[17] Ocak 1964'te Londra Konferansi'na katilmak ve Neg York'ta, BM'de bir konusma yapmak üzere Ada'dan ayrilan Rauf Denktas'in geri dönmesi Makarios tarafindan yasaklanmisti.
[18] 1963 ve 1967 yillarindaki Enosis girisimlerinde basarili olamayan ve mevcut sartlar altinda bu amacini gerceklestiremeyecegini anlayan „realist" Makarios, bu kez Enosis hedefinin önünde büyük bir engel olarak gördügü Ingiliz üslerinin kapatilmasi ve Ada üzerindeki her türlü „yabanci" etkinin -ki bunlara en basta iki garantör ülke olan Türkiye ve Ingiltere dahildi- ortadan kaldirilmasi icin calismalara basladiginda, Sovyetler Birligi'nin yakin destegini gördü. Iki ülke arasindaki iliskiler yogunlasti. Böylece Makarios'un Türkiye ve Ingiltere'nin devre disi birakilmasi, Rum yönetimi altina girmis bulunan Kibris'in zamani geldiginde Yunanistan'la birlesmesi politikasiyla, Sovyetler'in Ada'nin ilk asamada „bagimsizliginin" pekistirilmesi, sartlar uygun oldugunda -örnegin AKEL'in iktidara gelmesi durumunda- kendi etkisi altina girmesi politikalari cakisti. Makarios'un izledigi bu politika, onun, Enosis'in mümkün oldugunca cabuk gerceklestirilmesini isteyen Yunanistan cuntasiyla ve EOKA ile arasini acti. Kasim 1973'te Yunanista'daki cuntanin basina, Papadopulos'un ayrilmasindan sonra, cok daha radikal bir Enosis'ci olan Ioannides gecti ve bundan sonra Makarios'un devrilerek Enosis'in bir an önce gerceklestirilmesi calismalarina hiz verildi.
[19] ABD'nin harekat öncesi Türk hükümetine yaptigi baskilar icin bkz.: Bülent Ecevit'le yapilan röportaj, Tarih ve Medeniyet, Temmuz 1996 (29), S. 15-20.

Hiç yorum yok: